Fotoğrafçılık

Adem Eser’in fotograf ile Tanışma Öyküsü

adem-fotograf

Bugün genç fotoğrafçı Adem Eser’in stüdyosundayız.
Merhaba Adem bey.
-Merhaba.

Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
-Tabi ki. Ben Adem Eser 1991 İstanbul doğumluyum. Kırklareli Üniversitesi Elektrik- Elektronik teknolojisi mezunuyum. Özel bir şirkette, fotoğrafçılık yapmaktayım.

Fotoğrafa ilk ne zaman başladınız?
-Fotoğraf Makinesi ile ilk tanıştığımda 5-6 yaşlarındaydım babamın makinesiyle başlamıştım. Hatta modelini hiç unutmam, “Kodak” bir makine filmli bir makine ile başlamıştım. Ee yani efsane bir makinedir. Hala unutmam hatta sakladığım bir yer vardır.

Özel yani sizin için?
-Çok özel.

Fotoğrafçı olmaya ne zaman karar verdiniz?
– Üniversite yıllarımda elektronik teknolojisi okuyordum. Tabi seviyor musunuz diye sorarsanız, sevmiyorum
tabi öyle bir şey yok. Sevmiyordum heyecan vermiyordu bana.

Aileniz istiyor diye mi seçtiniz?
-Aynen. Üniversite yıllarında hobi olarak fotoğraf çekiyordum. Ardından öncelikle kendi okulumda hocalar tarafından beğenildiğim oldu. Sonrasında rektörlüğe ismim gitmiş. Ardından da bu kadar beğeni olduğunu bildiğim için meslek olarak hayatıma sokmanın zamanı geldiğini düşündüm..

Bir fotoğrafın iyi olduğunu nasıl anlarsınız?
-Bir fotoğrafın iyi olduğunu eğitim aldığım dönemlerde, hocam bana şunu söylerdi “fotoğrafa 2-3 saniye hatta zaman vermeye gerek fotoğraf , eğer kendisini uzun uzun izletiyorsa o fotoğraf gerçekten iyidir.”

Peki şuan da hangi ünlülerin konser fotoğrafçılığını yapıyorsunuz?
-İlk olarak Feridun Düzağaç’ la başladım. Ardından hayatıma Gripin dahil oldu. Şuan Bertuğ Cemil var..

Farklı olarak bir ünlünün fotoğrafçılığını yapmak ister miydiniz?
-Tabi ki. Şuan da görüşmeler devam ediyor, İlk hedeflerim arasında Kıraç var.

Başka isimler sayabilir misiniz bize?
– Emre Aydın, Murat Boz, Murat Dalkılıç, Kenan Doğulu

Bayan olarak var mı peki?
Funda Arar, Işın Karaca, Şebnem Ferah ve Sıla

Peki ünlülerin karakterlerine göre mi yoksa müziklerine göre mi fotoğrafçılıklarını yapmak istiyorsunuz? Mesela az önce Kıraç’tan bahsettiniz ne amaçla onu seçiyorsunuz?
Öncelikle müzikleri gerçekten kaliteli. İnsanın önce bir şeyden etkilenmesi gerekiyor ve onun üstünde durup vakit geçirmesi lazım. Müziğin fotoğrafla birleştiği an çok özel bir andır. Kıraç’ı tabi ki yıllardır dinliyorum. Hatta çok sevdiğim bir hocam Kıraç hayranıdır.Bana hep der ki; ‘’Kıraç’ ı çekte artık sahnesine gelip birkite izleyelim’’. Onun için aklımda ilk Kıraç var.

Daha özel bir soru sormak gerekirse Gripin ile nasıl tanıştınız diye sorsak?
-Kırklareli Üniversitesi’nde resmi fotoğrafçılık yapıyordum. Bahar şenliklerinde üniversitemize konsere gelmişlerdi. O an da bende okul adına fotoğraf çekiyordum, Ardından çok ilginçtir sahneye çıkmak istemiştim. Yani seyircinin coşkusunu katmak adına. Öncelikle Kadir Uyar vardır Gripin grubundan. O izin vermemişti. Sahneye giremezsiniz diye. Ondan ufak bir izin kapıp, grubu ve dinyelicinin coskusunu çok iyi fotoğraflamıştım. Ardından kuliste Kadir fotoğrafları görmek istediğini söylemişti. Baktı, beğendi ve kartını verdi bunları istiyorum dedi. Öyle bir ilginç tanışma anımız vardır.

Peki konser çekimlerinde sahne arkasında olmanın, sahne önünde olmaktan nasıl güzel bir farkı vardır?
-Öncelikle bir rahatlık söz konusu. Oradaki bütün gözler sahnedeyken, sizin kamera arkasında özellikle makine ile birlikte olmanız rahatlatıcı bir durum.

Şöyle bir şey soralım, fotoğraf çekmek yerine, siz sahnede olup fotoğrafınızın çekilmesini ister miydiniz?
-Sahneden ziyade bende ilk fotoğrafçılık yıllarımda tabi ki kendimin güzel fotoğraflarımın olmasını isterdim. Derler ya ben net olayım arkası fulu çıksın. O tarz çok fotoğraflarım vardır. Sahneden ziyade kendi özel yaşantımda arkadaşlarımla oturduğum yerlerde kafelerde tatil yaptığım yerlerde tabi ki fotoğraf çekiliyorum.

Peki fotoğrafları çekerken dikkat ettiğiniz bir özellik var mı? Nasıl desem, şimdi çekmeliyim dediğiniz bir an oluyor mu?
-En büyük özellik Işık.. Şimdi çekmeliyim dediğim an çok fazla oluyor. Bunların tabi ki yakalanması mümkün olmuyor her zaman. Yani sürekli makinenizle gezemiyorsunuz. Öncelikle gözünüz görüyor ardından kompozisyonu oluşturup şartları uygun hale getiriyorsunuz ve o an yanınızda makineniz ve ışığınız varsa o anı ölümsüzleştiriyorsunuz..

Senaristler senaryo oluştururken hissettikleri içlerinde bulundukları kendilerinden bir parça oluşturuyorlar illaki. Sizde de böyle oluyor mu ?
-Elbette, Şöyle bir şey var Fotoğraf adına söylenmiş güzel bir söz; ” Ne gördüğünüz kim olduğunuzdur. Sonuçta insan ne görmek istediğini düşünüyor ve harekete geçiyor.

Bu şekilde en iyi fotoğraflarınızı oluşturabildiğiniz bir anı var mı örneğin şuan iyi hissetmiyorum çekim yapamam diye hissettiğiniz oluyor mu? Ruh haliniz fotoğraflarınızı etkiliyor mu?
-Tabi ki etkiliyor. Fotoğrafı meslek hayatıma dönüştürmeden önce çok sık fotoğraf makinesi alıp İstanbul’u gezerdim. Sadece ruh halimin isteklerine göre fotoğraf çekerdim. Özellikle Üsküdar Kız kulesi Çamlıca tepesi boğaz istiklal ya da galata kulesi çevresinde çok çekimler yaptım.

Bir çok sanatçının idolü vardır peki sizin idolünüz kim?
– Özellikle portre fotoğrafında Mehmet Turgut. Moda da Koray Birand ve Güneş Kazdal ‘ ı takip ediyorum. İşlerinde gayet iyiler. Sahneler de Safa Gülsoy, Özgür Ülker bu isimler benim için önemlidir.

Peki size söyle bir duygusal soru soralım, yaşanan en güzel anları ölümsüzleştirmek nasıl bir duygu hissettiriyor size?

-Bunu kendi kişisel hayatımdan mı yoksa ?
Tabi kişisel olarak ele alalım.
-Çevremde yakın arkadaşlarımın doğum günü nişan düğün gibi organizasyonlarında akla ilk olarak gelmek güzel bir şey ve o anlar gerçekten özeldir heyecan vericidir, fotoğrafa ihtiyac olduğu her yerde var olmak güzel..

Fotoğraf çekerken nelerden ilham alırsınız?
-Özellikle doğadan ilham alırım. Her zaman kulaklığımı yanıma alırım müzik muhakkak yanımda olur. O an dinlediklerim ile doğanın büyüsü çok daha güzel bir hal alır.. O anlarda fotoğraf çekmek beni çok heyecanlandırıyor.

Hüzün dolu fotoğrafları çekmek mi daha iyi sizce kendi açınızdan yoksa hep fotoğraf denince akla gelen gülümsemek oluyor. Herkes gülümser. Hangisini çekmekten daha çok keyif alıyorsunuz?
-Tabi ki gülümserken. Ama tabi hayatın gerçeklerindegülümseyemediğimiz anlar da vardır özellikle sokak fotoğrafçılığı yapan insanlar fotoğrafçılar buna çok fazla şahit oluyor. Sokakta çünkü her türlü yaşantıya şahit oluyorlar ve o anları fotoğraflıyorlar. Benimde öyle ufak dönemim oldu.

Savaş anında fotoğraf çekmek zorunda kalsanız ne yapardınız?
-Bunu düşünmek bile istemiyorum.

Kendinize ait unutamadığınız çok çok beğendiğiniz bir fotoğrafınız var mı?
-Kız kulesi – Taksim isimli bir fotoğrafım var. 2 sene önce çekmiştim. O fotoğraf çok fazla kopyalanmıstı sosyal medyada ve bazı yazarların kitaplarına kapak oldu. Unutamadığım fotoğraf o dur.
Yani şu şekilde beğenilen fotoğraflarınız sosyal medyada ilerliyor.

Peki mesela bir fotoğrafınız kötü yorum aldı mı?
-Eleştiri alan fotoğraflarım mutlaka vardır. Özellikle yakın, eğitim aldığım hocalarım her fotoğrafımı beğenmez. Onlar söylediklerinde tabi önemsiyoruz. Aslında normal amatör insanlar beğense de bizim amacımız biraz daha bu işin uzmanı olan kişilerin beğenmesidir. Tabi onlarda pek her zaman olmuyor.

Peki hiç kötü yorum aldığınızda mesleğinizden vaz geçtiğiniz oldu mu?
-Şöyle bir söz vardır bilmiyorum duydunuz mu, “ insan hayatta en çok neyi severse, onunla ilgili zorluklar yaşar.” Diye. Tabi çok zorluklar geçirdim. Bırakma noktasına geldiğim anlar oldu ama vazgeçmedim çok çalıştım . Eleştiri kısmında başarı sağlamak adına eleştiri almak bence her zaman güzel. Umarım her anımda eleştiri alırım.

İleriye dönük hayalleriniz nelerdir?
-İleriye dönük hayallerim, sahne fotoğrafçılığından ziyade, sanatçıların biraz daha yakınında olup onların albüm kapaklarını ve ya özel albüm içeriğini çekmeyi çok istiyorum. Hatta bununla birlikte şuan Feridun Düzağaç’ın kemancılığını yapan Uğur Akyürek ile birlikte önümüzdeki ay bir çalışma yapacağız. Öncelikle dış mekan olarak ardından stüdyoya gireceğiz. Ve albüm çekimlerini oluşturacağız umarım herkes beğenir.

Biraz da Feridun Düzağaç’la yaptığınız çalışmalardan bahsedersek?
-Tabi ki. Feridun Düzağaç’la tanışmamız yine üniversite sayesinde olmuştu. Kendileri üniversitemize konser vermeye gelmişti. Oradan ismim duyulmuş. Ardından menajeriyle görüşmemiz oldu bana numaralar verildi. Hiç unutmam belki benim hayatımı değiştiren tarihlerden biridir. 9 Mayıs 2011. Bu tarihten sonra konserlerde olmaya devam ettim. 9 Temmuz 2011 yılında yine Feridun Düzağaç’ın Cemil Topuzlu Harbiye Açıkhava Sahnesi’nde fotoğraflarım slayt şeklinde, oradaki dinleyenlere sunulmuştu. Oradaki duygularım, heyecanım gerçekten inanılmazdı anlatırken bile hissediyorum o anı. 3 yıl geçti kendisiyle bir çok konserde birlikte olma şansını yakaladım. Umarım daha da iyi çekimlere imza atarım.

Peki üniversitenizi, bölümünüzü hiç sevmemişsiniz ama anladığımız kadarıyla tüm hayalleriniz orada gerçekleşti?
-Kesinlikle. Üniversiteye gittiğimde orayı bırakmayı bile düşündüm zamanında. Çünkü insan heyecanlı olduğu yeri istiyor ve hayatının sonuna dek sürdüreceği tutkunu olduğu işi istiyor, masa başı bir işi hiç istemedim. Çıkıp dışarıda olmak istedim. Bunun içinde Kırklareli benim için çok önemlidir hatta dünyanın en lüks şehrini önüme getirseniz yine de değişmem Kırklareli’ni.
Ne mutlu size o zaman.

Fotoğraf üzerine üniversite dışında eğitim aldınız mı?
-Fotoğrafa ilk 2008 yılında temel fotoğrafçılık eğitimi alarak başladım. Yaklaşık 8 ay sürdü. o kurs bana yetmemişti. Hani biraz daha ciddi bir yerlerde olmak istedim. 2012 Eylül ayı Eskişehir Anadolu Üniversitesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık bölümünde devam ediyorum. Bölümüm bittikten sonra eğitim almaya tabi ki devam edeceğim..

Her konuda eğitim almak tabi ki çok önemlidir. Fakat fotoğraf alanında sizce alınan eğitim mi çok önemlidir yoksa doğuştan gelen bir yetenek söz konusu mudur?
-Büyük ölçüde yetenek söz konusudur. Fotoğrafı öncelikle eğitim almadan kurallara uygun çeken biri varsa, yeteneği keşfedilmişse ve bu eğitim ile birleştiğinde gerçekten çok başarılı işler doğuyor. Sonuçta tabi öncelikte yetenek ardından eğitim olmalı.

Peki ilerde fotoğrafçılıkla ilgili ders vermek ister misiniz?
-Kesinlikle düşünüyorum. Özellikle sahne fotoğrafçılığı ile ilgili dersler vermek istiyorum. Ardından Doğa ve stüdyo çekimleri ilgili de eğitim vermeyi düşünüyorum ama şuan değil. Şuan biraz daha iş yapmak çekim yapmak istiyorum. Düşüncem ilk budur. Belki 5 yıl belki 10 yıl sonra. Belli olmaz.

Peki önünüze bir fotoğraf koysak iyi ya da kötü olduğunu nasıl anlarsınız?
-Fotoğraf ilk önce kendini izlettiriyorsa sıkmıyorsa özellikle uzun süre bakılabiliyorsa gerçekten iyi olduğu düşünülür. Bazen bakıp dakikalarca o fotoğrafı izliyorsanız gerçekten iyidir.

Sahne fotoğrafçılığında sizin klasikleşmiş bir pozunuz var sevenleriniz tarafından bilinir ondan biraz bahseder misiniz?
-Fotoğrafta çerçeve etkisi denen bir tarz vardır aslında bunu ben doğada kullanırdım.. Fotoğrafı çekerken şuan bütün telefonlarımız fotoğraf çekme özelliğine sahip. Bu noktada bir elimde fotoğraf makinesi diğer elimde telefon ile birlikte görüntünün öncelikle makinede olan kısmını çekip arka tarafın ışıkların büyüsünü flulandırmak insanların hoşuna gidiyordu ve benimde hoşuma gidiyordu. Bunu sık sık yapmak istiyorum ve sanatçılarda bunu beğendiklerini söylüyorlar..

Son olarak çok sevdiğim bir söz;
‘Gelecek, düşlerinin güzelliğine inananlara aittir. (Eleanor Roosevelt)

SAHNE FOTOĞRAFLANDIRMASINDA ADEM ESER’İN GÖZÜNDEN EN ÖZEL KARELER :

ademin-fotografilari

adem-fotograf

adem-eser-roportaj

adem-eser-ile-ilgili

adem-eser-fotograflari

adem-eser-fotograf

adem-eser